"TANI" ile Etiketlenen Konular

Günümüzde insanlar farklı hastalıklardan ve aynı zamanda rahatsızlıktan muzdariptirler. Bazıları yeni ve farklı, bazıları iyileştirilebilir, bazıları iyileştirilemez. Farklı hastalıklardan birinin bugünlerde Pyroluria olduğu düşünülmektedir. İnsanlar bu hastalık hakkında çok fazla bilgiye sahip değil ve bunların nasıl iyileştirilebileceğini bilmiyor. Zamanında tedavinin yapılabilmesi için bu hastalık hakkında bilgi sahibi olmak önemlidir. Pyroluria bir kan problemi veya konusu olarak kabul edilir ve doğada genetiktir. Bu büyük bir sağlık sorunudur...
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı ateş, yaygın vücut ağrısı, vakaların az bir kısmında ise deri, mukoza ve iç organlarda kanamalar ile seyreden kene kaynaklı viral bir enfeksiyondur. Hastalığın etkeni, Nairovirus soyundan zarflı bir RNA virüsüdür. Nairoviruslar dış ortama dayanıksızdır, konakçı dışında yaşayamazlar. 56ºC’de 30 dakikada ve ultraviyole ışınları ile hızla inaktive olurlar. % 1 hipoklorit ve % 2 gluteraldehite duyarlıdırlar. EPİDEMİYOLOJİ KKKA ilk kez 1944...
Lenfomalar vücudumuzdaki bağışıklık sisteminde doğal olarak bulunan hücrelerden gelişir. Hodgkin Hastalığı ve Hodgkin dışı Lenfomalar olmak üzere iki tipi vardır. Risk faktörleri •    Ailede lenfoma varlığı,•    Kalıtsal veya sonradan kazanılmış bağışıklık yetersizliği hastalıkları,•    Bazı virüs enfeksiyonları (Epstein-Barr Virüs enfeksiyonu), Riski azaltan faktörler •    Bağışıklık sistemini güçlendirmek (Beslenme ve enfeksiyonlardan korunmak)      Uyarıcı belirtiler •    Boyun, koltuk altı, kasık bölgelerinde lenf bezlerinde ağrısız şişlikler,•    Kuru...
Mukokutanöz kandidiyaz, patojen kandidaların, en sık olarak Candida albicans’ın deri ve mukozalarda oluşturduğu enfeksiyondur. Kötü hijyen koşulları, uzun süreli antibiyotik ve immün baskılayıcı ilaç kullanımı, diabetes mellitus, aşırı su ve sabun teması risk faktörleridir. Deri ve tırnak kandidiyazı • Sık görülür. El ve ayak parmakları arasında kızarık plaklar şeklinde beliren bir enfeksiyondur. Plakların üzerinde beyaz kabuklar oluşur, deri sulantılıdır. • İntertrigo: Koltuk altı, meme altı, göbek ve...
Mide asidi ve pepsinin yol açtıgı mukozal hasarın oluçmasıyla ortaya çıkan peptik ülser daha çok orta ve ileri yaşlarda gözlenir. Önde gelen etyolojik neden Helicobacter pylori enfeksiyonu’dur. H. pylori enfeksiyonu yaşla artar; ülkemizde prevalansı 40-50 yaş grubunda %80’dir. Duodenal ülserli hastaların %90-96, gastrik ülserli hastaların %60-80’inde H. pylori antijeni pozitifligi saptanmaktadır. Tanı Öykü Öyküde yer alabilecek risk faktörleri arasında steroid olmayan antienflamatuvar ilaç (NSAID) ve aspirin...
Ürtiker; ani başlayan, derinin kaşıntılı, eritemli, ödemli, değişik biçim ve büyüklüklerde papül ve plaklarla özelliklenen, yüzeyel, geçici damarsal bir reaksiyonudur. Deri altı doku ve mukozaları tutan şekline anjiyoödem adı verilir. Larinks ödeminin eşlik ettiği akut ürtiker ve anjiyoödem yaşamı tehdit edebilen durumlardır. Lezyonlar 6 haftadan kısa sürerse akut, uzun sürerse kronik ürtiker söz konusudur. Ürtiker nedenleri: •    İlaçlar (aspirin, steroid olmayan anti-enflamatuvar ilaçlar, kodein, penisilin...
Osteoartrit, halk arasında kireçlenme de denir, eklem kıkırdağını tutan, dejeneratif, ilerleyici özellikte, zaman zaman enflamatuvar alevlenmeler gösteren, bu dönemde tedavi gerektiren, dünyadaki en yaygın eklem hastalığıdır. Tüm eklemlerde görülmekle birlikte en sık el, diz, kalça ve omurga eklemlerinde ortaya çıkar. Prevalansı yaşla artar. Etyolojide rol oynayan faktörler: •    Yaşlılık•    Genetik özellikler•    Obezite•    Travma Tanı Semptomlar •    Hareketle artan, dinlenmekle azalan eklem ağrıları•    Uzun süre hareketsizlik sonrası...
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı ateş, yaygın vücut ağrısı, vakaların az bir kısmında ise deri, mukoza ve iç organlarda kanamalar ile seyreden kene kaynaklı viral bir enfeksiyondur. Hastalığın etkeni, Nairovirus soyundan zarflı bir RNA virüsüdür. Nairoviruslar dış ortama dayanıksızdır, konakçı dışında yaşayamazlar. 56ºC’de 30 dakikada ve ultraviyole ışınları ile hızla inaktive olurlar. % 1 hipoklorit ve % 2 gluteraldehite duyarlıdırlar. EPİDEMİYOLOJİ KKKA ilk kez 1944...
Kalp yetmezliği, istirahat veya günlük etkinliklerin gerektirdigi egzersiz sırasında, dokuların oksijen ve metabolik gereksiniminin kalp tarafından karçılanamamasıdır. Kalbin çalıçma bozukluguna (sistolik ve diyastolik disfonksiyon) veya dokuların artan gereksinimine (hipertiroidi, anemi) baglı olabilir. Etyoloji İskemik kalp hastalıkları, hipertansiyon, kalp kapak hastalıkları, kardiyomiyopatiler en sık nedenlerdir. Tanı Semptom ve bulgular Başlıcaları nefes darlıgı, halsizlik, egzersiz intoleransı  ve  ödem’dir. Nefes darlıgı, egzersiz veya istirahatte olabilir. Kalp yetmezliginde nefes darlıgının temel...
Akut miyokard enfarktüsü (AME), akut koroner sendromlar olarak bilinen kararsız anjina pektoris ve ST yükselmesi olmayan miyokard enfarktüsünü (ME) de içeren klinik sendromlardan biri ve en ciddi olanıdır. Miyokardin belli bir bölgesine gelen kan akımının azalma veya kesilmesi sonucu gelicir. Etyopatogenezden yani oluşumunundan ateroskleroz (% 95) sorumludur. Ciddi oranda ölüm nedenidir. Tanı Semptom ve bulgular Göğüs ağrısı en önemli klinik bulgudur. Sıklıkla prekordiyumda yani...
Lenfomalar vücudumuzdaki bağışıklık sisteminde doğal olarak bulunan hücrelerden gelişir. Hodgkin Hastalığı ve Hodgkin dışı Lenfomalar olmak üzere iki tipi vardır. Risk faktörleri •    Ailede lenfoma varlığı,•    Kalıtsal veya sonradan kazanılmış bağışıklık yetersizliği hastalıkları,•    Bazı virüs enfeksiyonları (Epstein-Barr Virüs enfeksiyonu), Riski azaltan faktörler •    Bağışıklık sistemini güçlendirmek (Beslenme ve enfeksiyonlardan korunmak)      Uyarıcı belirtiler •    Boyun, koltuk altı, kasık bölgelerinde lenf bezlerinde ağrısız şişlikler,•    Kuru...
Hipertansiyon, farklı günlerdeki 3 ayrı ölçümde sistolik kan basıncının 140 mmHg ve/veya diastolik kan basıncının 90 mmHg veya üzerinde olmasıdır. Hipertansiyon tanı ve tedavisinin temel amacı, kan basıncı yüksekliginin yaratabilecegi komplikasyonları, örnegin kardiyovasküler, serebrovasküler ve renal olaylar gibi hedef organ hasarlarını ve bu komplikasyonlara baglı morbidite ve mortaliteyi azaltmaktır. Tüm hipertansiyon vakalarının % 95’ini primer hipertansiyon oluçturur. Erişkin nüfusta ortalama hipertansiyon prevalansı...
Tonsillofarenjit, farenks ve tonsillerin enfeksiyonudur. Tonsillofarenjit erişkinde %90, çocukluk çagında %60-75 oranda virüslerle oluşur. Virüs nedenli tonsillofarenjit kendiliginden iyileşir; tedavide antibiyotiklerin yeri yoktur. Virüslerin neden olmadıgı tonsillofarenjitlerin hemen hepsinde etken A grubu beta- hemolitik streptokoktur (AGBHS). Akut romatizmal ateş ve glomerulonefrit gibi komplikasyonların önlenmesi için, AGBHS nedenli tonsillofarenjitlerin uygun antibiyotikle ve uygun sürede tedavisi gereklidir. Bu durum, doğru tanı konarak, AGBHS tonsillofarenjiti...
Egzema/dermatit, bedensel veya dış nedenlerle deride ortaya çıkan enflamatuvar bir yanıttır. Akut tipinde deride kaşıntılı, eritemli, veziküllü, sulantılı lezyonlarla karakterizedir. Kronikleştiğinde kaşıntı, kuruluk, hiperkeratoz ve fissürler görülür. Bu lezyonların bir kısmı veya hepsi bir arada olabilir. En sık görülen iki tipi vardır:•Atopik dermatit•Kontakt dermatit ATOPİK DERMATİT Aile öyküsünde deri ve/veya solunum yolu alerjisi bulunabilen egzema türüdür. Nedenleri• Besinler* (yumurta, süt, çerezler, soya, balık ve buğday)•İnhalanlar (akarlar, polenler,...
Mukokutanöz kandidiyaz, patojen kandidaların, en sık olarak Candida albicans’ın deri ve mukozalarda oluşturduğu enfeksiyondur. Kötü hijyen koşulları, uzun süreli antibiyotik ve immün baskılayıcı ilaç kullanımı, diabetes mellitus, aşırı su ve sabun teması risk faktörleridir. Deri ve tırnak kandidiyazı • Sık görülür. El ve ayak parmakları arasında kızarık plaklar şeklinde beliren bir enfeksiyondur. Plakların üzerinde beyaz kabuklar oluşur, deri sulantılıdır. • İntertrigo: Koltuk altı, meme altı, göbek ve...
Çocuklarda görülen kalp hastalıkları doğuştan veya sonradan kazanılmış olabilir. Doğuştan kalp hastalıklarının bir kısmı kalbin gelişimi esnasında oluşan yapısal bozukluklardan kaynaklanır. Bu bozukluklar kalbin odacıkları arasındaki küçük bir delik şeklinde olabileceği gibi, kalbin bir ya da daha fazla odacığının veya kapakçığın olmaması gibi daha büyük yapısal bozukluklar da olabilir. Çocuklarda görülen kalp hastalıklarının bir kısmı ise kalbin ritmindeki bozukluklardan köken alır. Doğuştan kalp...
Anjina, genellikle efor ve emosyonel stresle ortaya çıkıp, dinlenmekle veya nitrogliserin sprey ya da izosorbid dinitrat yani dil altı tablet ile geçen, baskı, sıkışma veya yanma tarzında çoğunlukla prekordiyum ve sternum arkasında duyulup omuz, kol, boyun ve çeneye yayılım gösterebilen göğüs ağrısı veya rahatsızlık hissidir. Kısaca filmlerde gördüğümüz tipik “elini kalbine koyup kalbim sıkışıyor” diyen kişi angina hastasıdır. Temel sorun kalp kasının...
A grubu beta-hemolitik streptokoklara bağlı tonsillofarenjite ikincil olarak gelişen yaygın enflamatuvar bir bağ dokusu hastalığıdır. Streptokok antijenlerine karşı gelişen antikorların eklem, kalp, bazal gangliyon gibi dokularda oluşturduğu hasar sonucu gelişir. Sosyoekonomik durumu düşük toplumlarda daha sık görülür. Sıklıkla 6-15 yaş grubunda ortaya çıkar. Akut tonsillofarenjitin tedavisi akut romatizmal ateş gelişimini  engeller. Tanı Öykü 1-5 hafta, ortalama 3 hafta önce geçirilmiş tonsillofarenjit öyküsü Belirti ve bulgular •    Gezici poliartrit (%75):...
Pnömoni, toplum içindeki günlük yaşam sırasında ortaya çıkan akciger parankimi enfeksiyonudur. Ölüm oranı, hafif pnömonili hastalarda %1-5 iken ağır hastalarda %25’lere ulaşır. Pnömoni, akciğer parankimasının akut inflamatuar bir hastalığıdır. Etiyolojisinde çeşitli nedenler rol oyna­maktadır. a) Bakteriyel Pnömoniler (Pnömokoklar, streptekokolar, stafilokoklar, tüberküloz basili ve diğer bakterilerdir). b) Virüsler. c) Mantarlar d) Radyasyon, travma, zehirli gaz irritasyonu gibi fizik etkenler pnömoniye ne­den olabilir. Tanı SemptomlarAteş, öksürük, balgam çıkarma, yan agrısı,...
Adet düzensizlikleri bir çok nedene bağlı olabilir.Düzensizlik sırasında bazı rahatsızlıklar yaşayabilirsiniz.En sık görülen kanama sırasında kramp ve ağrılar ile kanama olmaması yada düzensiz olmasıdır. Adet Düzensizlikleri Neden Olur ? Dismenore Adetten hemen önce yada adet sırasında oluşan kramp ve ağrılara dismenore denir.En sık karşılaşılan sorundur. Uterus kaslarındaki spazmların oluşmasını sağlayan prostaglandin hormonunun salgılanmasından dolayı oluşur. Primer dismenore ,ilk adet kanamasından 6-18 ay sonra başlar...
Rh ve AB0 uyuşmazlığı, fetüs ile annenin arasında kan uyuşmazlığı olduğunu gösterir. Rh,kırmızı kan hücrelerinde bulunan bir proteindir.Annenin kanı Rh negatifken,fetüs kanı Rh pozitifse,Rh uyuşmazlığı olur. Fetüs ile anne kanının grupları(AB0) uyuşmadığında AB0 uyuşması görülür.En sık görülen uyuşmazlık anne kan grubu 0,fetüs 0 dışındaki kan gruplarından birinde olduğunda ortaya çıkandır. Hem AB0 hem de Rh uyuşmazlığı kırmızı kan hücrelerinin tahrip olmasına yol açar, ancak...
DÖLYATAĞI BOYNU KARSİNOMU Dölyatağı boynu karsinomu, kadınlarda görülen kanserler arasında bazı kaynak­lara göre ikinci, bazı kaynaklara göre ise üçüncü sırada yer alır. (Bazı istatis­tiklerde meme kanserinden sonra ikinci sırada dölyatağı gövdesi kanseri gel­mektedir.) Dölyatağı boynu kanserinin 40 yaşın üzerindeki kadınların yaklaşık yüzde 2’sinde geliştiği sanılmaktadır. Tanı konan kadınların ortalama yaşı 45′tir, ama hastalık seyrek olarak 20-30 yaşları arasında da görülebilir. Erken...
SİSTİT Sistit, idrar yollarını ilgilendiren bir­çok hastalıkla birlikte görülebilir. Çok sık ortaya çıkması hastalığın önemini artırmaktadır.NEDENLERİ Olguların büyük bir bölümünde etken bağırsak kökenli mikroplardır. Enfeksi­yon zamanında tedavi edilmezse, hasta­lık böbrekleri de etkileyecek biçimde yayılabilir. Sık sistit geçiren hastalarda aynı mikrop, tedaviye karşın, yeniden etkinleşebileceği gibi, başka tür bakteri­ler de yinelemelerden sorumlu olabilir. Sık yineleyen enfeksiyonlarda idrar kültürü uygulanmazsa, antibiyotik...
PROSTAT TÜMÖRLERİ Erkek tireme organlarından biri olan prostatın yapı ve işlevlerini etkileyen bozukluklar prostat hastalığı adı altında toplanır. Bunlar arasında en önemli yeri tutan prostat tümörleri erkeklerde çok sık görülen hastalıklar arasında yer alır.Elli yaşın üzerindeki erkeklerin yak­laşık yüzde 60′ında, 70 yaşın üzerinde­kilerin ise yüzde 95′inde prostat adeno-mu (iyi huylu prostat büyümesi) vardır. Sık görülmesine karşın hastalarda kli­nik yakınmaya...
TİROİT TÜMÖRLERİ Kana verdiği hormonlarla içsalgı sisteminde çok önemli işlevler üstlenen tiroit bezi, az hastalanan organlar ara­sında yer alır. Ama tiroit hastalıklarının yaklaşık binde 15′ini kötü huylu tiroit tümörleri (tiroit kanseri) oluşturmakta­dır. Kötü huylu tiroit tümörlerine iliş­kin istatistik veriler arasında Önemli farklar dikkat çeker. Genel bir değer­lendirme içinde bu tür tümörlere olduk­ça seyrek rastlandığı söylenebilir. Ama görülme sıklığı bazen...
Gelişmiş ülkelerde kadınlarda en sık görülen tümör türüdür; ABD’de kadınlarda görülen tümörlerin yüzde 27’sini oluşturur. Genel olarak ka­dınlarda rastlanan 100 tümörün 18′i me­mede görülür. Batı Avrupa’da her 13 ka­dından birinde meme tümörü gelişir. Meme tümörünün gelişme olasılığı belirli özellikleri taşıyan kadınlar ara­sında daha da yüksektir. TANI Meme tümörlerinde erken tanı büyük Önem taşır. Günümüzde uygulanan ve önerilen tam yöntemleri...
CİNSEL İKTİDARSIZLIK ( İMPOTANS ): İmpotans, erkeğin normal bir koitus için yeterli bir penis ereksiyonu gerçekleştirememesi durumudur.İmpotans nedenlerini psikolojik, bedensel ve yaşlılık olmak üzere üç grup altında inceleyebiliriz.İmpotans vakalarının yaklaşık olarak % 9O’ı psikolojik nedenlere bağlıdır. Bunlardan bazılarını şöyle özetleyebiliriz. Cinsel ilişkiden suçluluk duyma, korkma, depresyon, eşin cinsel ilişkide tamamen pasif kalması, eşini memnun etmeyi aşırı derecede...
BADEMCİK İLTİHABI:Yutağın lenf dokusunun ve özellikle bademciklerin önemli bir savunma işle­vi vardır. Mikroplanıl yineleyen saldırı­larına tepki olarak ortaya çıkan iltihap­lanmalardan sonra bu doku aşın biçimde büyüyebilir ve kendi başına bütün vücut için bir iltihap odağı oluşturabilir. Bademcik iltihabı çocukluk evresin­de gerçek bir hastalık sayılmayacak ka­dar sıradanlaşan bir duruma dönüşebilir. Ama yol açabileceği komplikasyonlar nedeniyle önemsenmesi gerekir.Bademcik iltihabında yaşın büyük...
SOĞUK ALGINLIĞI VE NEZLE Soğuk algınlığı ve grip sık sık birbi­riyle karıştırılan iki ayrı hastalıktır. Her iki hastalığın da etkeni virüslerdir. Bazı belirtilerinin benzer olmasına karşın gribi, birçok tipi bulunan belirli bir vi­rüsün yol açtığı hastalık olarak tanımla­mak daha doğru olur. SOĞUK ALGINLIĞI YADA VİRÜS NEZLESİ Soğuk algınlığı çeşitli virüslerin etken olduğu bir üst solunum yollan enfeksi­yonudur. Bu virüsler...
SAFRA TAŞLARI Safra taşları, safrayı oluşturan maddelerin safrakesesinde çökmesiyle oluşur. Safrayı oluşturan bazı madde­lerin çökerek taş oluşturmasının ne­denlerini anlayabilmek için önce saf­ranın yapısı ve safrake sesinin işlevleri konusunda bilgi edinmek gerekir. SAFRA Safra suyun yam sıra safra asitleri, fosfolipitler, kolesterol, bilirubın gibi organik ve elektrolitler gibi organik sinler gelişmiş ülke insanlarında safra) taşlarının sık görülmesinin başlıca ne­denlerden biri...
TANSİYON (YÜKSEK TANSİYON) Yüksek tansiyon (hipertansiyon) te­rimi atardamarlardaki büyük kan basın­cının 150 mmHg (mm cıva basıncı), küçük kan basıncının ise 90 mmHg’ye eşit ya da daha yüksek olduğu durum­larda kullanılır. Tansiyonu uzun süre­lerle bu değerlerin üstüne çıkan birey­lerde beyin, böbrek, kalp ve damar has­talıklarının daha çok görüldüğü ve ge­nellikle tansiyonu normal olanlara oranla yaşam süresinin daha kısa oldu­ğu kanıtlanmıştır....
ÜLSERLİ KOLİT:Ülserli kolit özellikle kalınbağırsağın son bölümleri olan sigmoit alt, düzbağırsağm (rektum) üst kısmını içeren bölgede çok sayıda yüzeysel ül-serleşmeyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Bazı olgularda hastalıklı bölgenin mukoza dokusunda aşın hücre çoğalmasına bağlı olarak polipe benzer yapılar görülebilir. Ülserli kolit bütün ka­lınbağırsağı, bazen incebağırsağm son bölümü olan ileumu da etkileyebilir. Ama düzbağırsak ve sigmoit kolondan sonra en...
BEYİN TÜMÖRLERİ: Kafaiçi tümör dendiğinde, anatomik ve klinik açıdan kafatası boşluğunun içinde gelişen ve beyin dokusuna yerle­şen ya da beyne dışarıdan baskı uygula­yan bütün kütleler anlaşılır. Bunlar hem dar anlamda tümörleri (neoplaziler), hem granülomları (tüberkülom, gom), hem de asalak kistleri içerir. Kafaiçi tümörleri sinir dokusunun kendi unsurlarından ve bu doku dışın­daki unsurlardan (damar ve beyin zarı tümörleri) kaynaklanabilir. Başka...